Kiraların bankaya ödenmesi zorunlu hale geldi

 

02.11.2008

 

Arşiv Arama

 

Önceki Sayfa

 

Kiraların bankaya ödenmesi zorunlu hale geldi

Ekrem Sarısu - 02 Kasım 2008 Pazar - Posta

Soru: Ev ve işyeri kiraları bankaya ödenecekmiş? Bu konu hakkında açıklama yapabilir misiniz? Ortada çok sayıda belirsizlik var?

Emine Aktaş-İstanbul

Cevap: Kayıt altında olan kadarda kayıt dışında ekonomi olduğu tahmin ediliyor. Kayıt dışı ekonomi; gerek yarattığı haksız rekabet, gerekse yol açtığı vergi kayıp ve kaçağı ile ülkenin önemli sorunlarının başında geliyor. Kayıt dışı ekonomiyi tümüyle ortadan kaldırmak mümkün değil. En gelişmiş ülkelerde bile düşük oranda da olsa, kayıt dışında cereyan eden bir ekonomi var.

Kayıt dışı işlemleri azaltmaya yönelik olarak sürekli önlemler alındığı görülüyor. Bu bağlamda, kira gelirlerindeki yüksek oranlı kayıt dışılığı önlemek için, kiraların bankacılık sistemi üstünden tahsiline yönelik düzenleme yapıldı. Maliye Bakanlığı 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin verdiği, “mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme” yetkisini kullanarak, 29 Temmuz 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 268 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile, işyeri ve konut kira ödemelerine banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsikini zorunlu hale getirdi. Uygulama 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren başlamış bulunuyor. 1 Kasım 2008 den itibaren bazı kiralar elden ödenemeyecek. Banka veya postaneye ödenecek.
Hangi kiralar bankaya yatacak

Maliye Bakanlığı;

- Konutlarda, her bir konut için aylık 500 YTL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,

- İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların,

kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

1 Kasım 2008 tarihinden itibaren aylık kirası 500 YTL ve daha fazla olan konut kiraları ile tutara bağlı olmaksızın tüm işyeri kiraları 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren ya bankaya ya da postaneye yatırılacaktır.

Banka veya Posta’ nece para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında, dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden, bu belgeler Maliyece tevsik edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilâtlar da aynı kapsamda tevsik edici belge olarak kabul edilecektir.

Örneğin; Konut olarak dairesini 600.- YTL kiraya veren Ahmet bey, 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren konut kirasını banka veya PTT aracılığıyla tahsil edecek. Ve gerekli durumlarda kira gelirini bu kurumlar tarafından düzenlenen belgelerle(dekont, hesap bildirim cetveli vb.) tevsik edecektir.

Bankaya yatırılması zorunlu olmayan kiralar

Mükelleflerce,

- Her bir konut için aylık tutarı 500 YTL’ nin altındaki konut kira geliri ile,

- Mahkeme ve icra yoluyla yapılan konut ve işyeri kira gelirine ilişkin tahsilatlar,

Maliye Bakanlığınca getirilen banka ve postaneye yatırılma zorunluluk kapsamında değiller. Yani bu kiraların Postaneye veya bankaya yatırılma zorunluluğu yok.

Ayrıca aynî olarak yapılan kira ödemeleri de zorunluluk kapsamında değil.

Örneğin, Konut olarak kullanılan iki dairesini aylık 400 er YTL ye kiraya veren Ahmet bey, her bir dairesinin kirası 500 YTL nin altında olduğundan, kira gelirlerini banka veya postane aracılığıyla tahsil etmek zorunda değil. Kiralarını elden tahsil etmesi de mümkün bulunuyor.

Bankaya yatmayacak kiralar için kesilecek ceza

Banka ve postaneye yatması gereken kirala için getirilen zorunluluğa uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.

1 Kasım 2008 tarihinden itibaren bankaya veya postaneye yatırılması gerektiği halde bankaya veya postaneye yatırılmayan kiralar için 2008 yılında kesilecek cezanın tutarı;

- Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabına 1.490 YTL’ den,

- İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 680 YTL’ den,

- Yukarıda yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 320 YTL’ den az olmamak üzere her bir işlem için, bu işleme konu tutarın yüzde 5’idir.

2009 ve sonraki yıllara ilişkin olarak, Vergi Usul Kanununca bu yıllara ilişkin olarak belirlenecek asgari ceza tutarları dikkate alınarak ceza kesilecektir.

Örneğin; Kira gelinden başka geliri olmayan Ahmet bey; 2008 yılında sahibi olduğu üç işyerinin birini Anonim şirkete( birinci sınıf tüccara), birini bir manava( ikinci sınıf tüccara), diğerini de bir doktora( serbest meslek sahibine) her birini aylık 400 YTL ye kiraya vermiş ve kiracılar tarafından 200’şer YTL’ lik kısım banka aracılığıyla, kalan tutarlar 200 YTL yi ise elden nakit olarak ödendiğinin ve bu durumun Maliyece tespit edildiğini varsaydığımızda; Ahmet bey ile kiracı mükellefler adına, üç işyeri için elden yapılan tahsilat ve ödeme işleminin her biri için ayrı ayrı, elden yapılan tahsilat ve ödemelerin yüzde 5’i kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Ancak, kesilen ceza tutarı, Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesinde belirlenen asgari ceza tutarından az olamayacağından, mal sahibi Ahmet beye her üç kira için ayrı ayrı olmak üzere toplam Ahmet beye 960 YTL(320 YTL x 3), kiracı Anonim şirkete 1.490 YTL, kiracı manava 680 YTL, kiracı Doktora 680 YTL özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

Uygulamanın eksik yönleri

Kiraların bankacılık sistemi üstünden ödenmesi, kayıt dışılığı önlemek için yerinde hatta gecikmiş bir düzenlemedir. Çünkü, kiracı mal sahibi ortak menfaati söz konusu olduğu için yıllarca kira gelirleri beyan dışında kalmış ve vergi kayıp ve kaçağı oluşmuştur. Maliyenin zaman zaman yoklama yoluyla kira tespitine yönelik çalışmaları da sonuçsuz kalmıştır. Kiraların bankacılık sistemi üstünden ödenmesi, iyi denetlenmesi şartıyla bu alandaki kayıt dışılığa son verecektir. Ancak, uygulamanın eksik yönleri olduğu da kuşkusuz. Aşağıdaki başlıklar altında sıralanan eksikliklerinde giderilmesi halinde, uygulama kuşkusuz başarılı olacaktır.

500 YTL nin altındaki kiralar da bankaya yatırılmalı

Fakat konutlarda tutarı 500 YTL’ nin altındaki kiraların zorunluluk dışında tutulması adil olmadığı gibi vergi kayıp ve kaçağına yol açacak karakter taşıyor. Bu bağlamda tüm kira ödemelerinin ayrım gözetmeksizin bankacılık sistemi üstünden yapılmasında yarar var. İşyeri kiralarında olduğu gibi konut kiraları da tutarına bakılmaksızın banka veya postaneye ödenmeli.

Kira ödemesinde banka masraf almamalı

Bankalar başka bir şubesinden kendi hesabınıza para yatırsanız dahi masraf alıyor. 500 YTL lik çeke tahsilâtına 30 YTL masraf alan banka var. Bu ortamda kiranın bankaya veya postaneye yatırılması sırasında ödenecek masraf konusunda tebliğde bir açıklama yok. Masraf alınacak mı? Alınmayacak mı? Alınacaksa masrafı kim ödeyecek? Bu sorular acilen cevaplandırılması gerekiyor. Banka ve postanenin masraf almaması yönünde düzenleme yapılmalı. Aksi takdirde uygulamanın başarılı olması şüpheli. Yarın 100 YTL işyeri kirasını yatırırken banka 20, 30 YTL masraf isterse bunun adı kiracıyı veya mal sahibini soydurmak olur.

Sadece mal sahibine ceza doğru değil

Bir diğer hususta, konut kiralarının bankaya ödeme zorunluluğuna uyulmaması halinde, ceza kira geliri elde edene yani mal sahibine kesilecek olmasıdır. Kirayı yatıracak olan kiracı bu zorunluluğa uymadığında, ceza mal sahibine kesilecek. Bura da da hayatın doğal akışına aykırı bir durum söz konusu. Eylemi yapan başkası. Ceza kesilecek kişi başkası. Hele hele mal sahibi ile kiracı arasında sıkça görülen husumet ve anlaşmazlıklarda göz önüne alındığında, kiracının eline ceza silahı veriliyor. Kiracı kirayı bankaya ödemesin. Bu eylemin cezasını mal sahibi çeksin Bu durumunda acilen düzeltilmesi gerek. İşyeri kirasında olduğu gibi konut kirası bankaya ödenmediğinde, kiracıya da mal sahibine de ayrı ayrı ceza kesilmeli.

Vergi yapılandırmasında ceza ve zam indirimi yok

Soru: Vergi borcumdan dolayı 2000 yılından 4 bin YTL anapara borcum var. Gelen vergi affın da anapara üzerinden mi hesaplanacak? Yoksa faizi ile beraber mi hesaplanacak. Bilgilendirirseniz memnun olurum.

Galip Kazoğlu

Cevap: Maalesef vergi borçları gecikme zamları ve cezalarıyla birlikte ödenecek. Çünkü, Maliye Bakanlığının 30 Ekim 2008 tarihi Resmi Gazete yayımladığı 4 Nolu Tahsilat Genel Tebliği ile, vergi borcu olanlara getirdiği taksitlendirme imkanından yararlanmak için; vergi borcunun aslı, başvuru tarihine kadar hesaplanacak olan gecikme zammı ve vergi cezası toplamı yıllık yüzde 3 tecil faiziyle birlikte 18 eşit taksitte ödenecek. Prim affında olduğu gibi gecikme zammı ve vergi cezasında herhangi bir indirim yapılmayacak.

Yüksek kazanç üstünden prim ödemelisiniz


Soru: 21 Ocak 1963 doğumluyum. 3 Kasım 1987 Sigortalı olarak çalışmaya başladım. Eylül 2008 itibariyle 6300 prim günüm mevcuttur. Askerliğimi 1 Mart 1985 ile 1 Eylül 1986 tarihleri arasında yaptım. 10 Eylül 2008 tarihi itibariyle SGK’ a Askerlik borçlanması için başvuruda bulundum. Sorularım şöyle;

1- Yukarıdaki veriler doğrultusunda Askerlik başlangıcı olan 01.03.1985 tarihi dikkate alındığında emeklilik tarihim nedir?

2- 6300 prim günüm olduğu için askerlik borçlanmasının 2.600 YTL olan tamamını değil de sadece bir kısmını yatırıp(azami ne kadar?) başlangıç tarihini öne çekebiliyor muyuz?
3- 2007 yılına kadar bir fiil 20 sene düzgün yatan primim son 1 senede yatmaması benim emeklilik maaşımda ne kadar etkiler?

4- Bundan sonraki süreçte çalıştığım işlerde sigorta primim asgari ücret üzerinden yatırırsa emeklilik maaşımı nasıl etkiler?

5- Emeklilik maaşımı son yıllarda yatan SSK primim etkiliyorsa çalıştığım işyeri asgari yatırırken ben tavan ile olan prim farkını dışarıdan yatırabilir miyim?

6- SSK emeklilik maaşı nasıl hesaplanıyor?

7- İşsizlik sigortasından yararlanabilmek için hangi şartların oluşması gerekiyor?

8- İş yerimden çıkışım verilirse işsizlik sigortasından ne kadar ve kaç ay yararlanabilirim?

Ali Rıza TERLEMEZ

Cevap: 1- Askerliğinizi borçlandığınızda sigorta başlangıç tarihiniz, askerlik başlangıç tarihiniz olan 1 Mart 1985 e gitmez, askerlik süreniz kadar(18 ay) geri gider ve 1 Mayıs 1986 olur. Bu başlangıç tarihine göre emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabi olursunuz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de 49 yaşınızı dolduracağınız 21 Ocak 2012 tarihinde emekli olabilirsiniz.

2- 540 gün olan askerliğinizin 340 günü borçlanmanız yeterli. 340 günde borçlansanız yukarıdaki şartlarla emekli olursunuz.

3- Bir sene prim ödememeniz aylık bağlama oranınızı 2 puan düşürür.

4- Bugüne kadar yüksek kazanç üstünden prim ödemişseniz, bundan sonra asgari ücret üstünden prim ödenmesi emekli aylığınızın tutarını düşürür.

5- Hem işyeri hem sizin prim yatırmanız olmaz. İşyeriyle anlaşırsanız işveren tavan üstünden prim öder. Ödediği primin bir kısmını işverene ödersiniz. Tabiî ki işveren kabul ederse.

6- SSK da emekli aylığını üstünden prim ödenene kazanç ile prim ödeme gün sayısı belirliyor.

7- İşsizlik sigortasından yararlanabilmek için öncelikle işyerinizde en az 30 ve daha fazla kişinin çalışıyor olması gerekir. Çalıştığınız işyerinde 30 kişiden fazla çalışan varsa, hizmet akdinizin sona ermesinden önceki son 120 ü prim ödeyerek sürekli çalışmış olmanız koşuluyla işsizlik sigortasından, işsizlik ödeneği alabilirsiniz.

8- Son üç yılda 1080 gün prim ödemeniz varsa 300 gün, 900 gün prim ödemeniz varsa 240 gün, 600 gün prim ödemeniz varsa 180 gün süre ile işsizlik ödeneği alabilirsiniz.

İktisadi Dayanışma Gazetecilik Matbaacılık ve Danışmanlık Ltd. Şti - Türkiye' nin En Büyük Mevzuat Portalına Hoş Geldiniz.

 

Ekrem Sarısu

 

Okunma: 7659

Diğer Yazıları

 


Yazarın En Çok Okunan 5 Yazısı

 

Kiraların bankaya ödenmesi zorunlu hale geldi